21 Haziran 2014 Cumartesi

"And when I need you then I know you will be there with me"


Mikail'in bana duyduğu derin duygulardan olsa gerek, normal hava şartlarında seyahat etmem bu aralar pek mümkün değil. Hafta sonu şehir dışına çıkacaktım ve elbette havanın bol yağışlı olmasına hazırdım...hazır olmadığım bir gün önceden havanın çıldırmasaydı. Yağmura dair en ufak bir fikrim olsa, elbet yazlık mod tiril tiril elbisem ile konser alanına yol almazdım.

Güneş gözlüğümü şemsiye mi tercihinde hep yanlış tarafta olan bendeniz, istanbul yağmur istilasına tutulduğunde elbette açık ayakkabılı ve güneş gözlüklüydüm..oysaki benim why does it always yazan (varol'a not; bu da bir travis şarkısı) şemsiyem vardı, ve ben kuru havada bile konsere bu şemsiye ile gidip sükse yapmalıydım. Yapmadım ama bu kadar acıtasyona rağmen de neredeyse hiç ıslanmadım:))

Çünkü İstanbul için bence büyük bir hazine olacak olan black box, maslak metro çıkışına pek yakın ve pozitif metro çıkışına servisleri de -akşam trafiğine rağmen- gayet başarılı organize etmiş...

Yağmura yakalanmadan içeri girme derdine doğrudüzgün bir fotoğrafını çekemesem de black box aslında bir kompleksin içinde. Tam olmaları için bir %10'luk kısım daha olmasına rağmen ben pek beğendim black box'u.

Özellikle konser mekanı oturma ve ayakta olan düzenlemesi, yüksek tavanı ve havalandırması ile benden puanları kaptı. İlk konser akşamında,saçma sapan bir havada herhangi bir aksaklık olmadığı için de black box'a kanım çok ısındı. darısı bob dylan ve pixies'cıların başına...

Konserin kendisine dair bilumum sosyal mecralarda hissiyatlarımı kaleme alsam da, derin duygularımı ifşa etmekte sakınca görmüyorum; izlediğime çok ama çok mutlu oldum...

Bana göre Travis'i canlı izlemek, müzikal performanslarından ziyade sahnedeki enerjileri sebebiyle kıymetli ve de keyifli..iskoçya'nın havasından mı suyundan mı bilinmez ama Fran Healy benim sahnede izlediğim en sempatik solist...hele de Türkiye'de binbir tribe girişine tanık olduğumuz rockçuların yanında, kendisi nazarımda bulunmaz hint kumaşı, insan güzeli. 6 yıl önce park ormanda sahnedeki Dougie gerçeği ile tanıştığım için, dün akşam insanları tebessüm ettiren hallerine pek de şaşırmadım.

Asıl şaşırdığım, bir önceki konserdeki ergen kitlenin büyüyüp gelmiş olması ve benim artık konser yaş ortalamasının üzerinde kalmamdı. Gerçi bahsettiğim gözlemler daha çok ayakta izleyenlere özgü, belki yaşını başını almışlar benim aksime konseri oturarak dinlemeyi tercih etmişlerdir.

Konserdeki ziyadesiyle dikkat çekici kadın popülasyonunu da, yakışıklı sayılmayan bir boyband için tüm ekip üyelerinin kalplerinin güzelliğine verdim.

Ve şunu anladım, çoğu insan için Travis ergenlik kırılganlığı demek. Where you stand dışında yeni albüm şarkılarına eşlik edilemezken (pek de söylemediler gerçi) eski şarkıları , videolardaki acayip çığlıkların kaynağı oldu...

Bu güzel insanlar serin bir Haziran akşamında mutluluk sebebim oldu...

Ps. Fran'in ak düşmüş sakalını görünce konser sonrası ilk işim yaşını kontrol etmek oldu ki, o sakaldan sonra 42 yaşında olduğuna inanmakta epey zorluk çektim. İskoçya iyi güzel de insanlarını çabuk çökertiyor gibi geldi bana:))

Ps.2 Bilinçli bir tercih olduğunu düşünsem de, sebebini anlayamadığım bir şekilde black box'da cep telefonu çekmiyor. Kısmen vodafone çekse de, turkcell direkt yok. Konser mekanında buluşuruz diye plan yaparken bunu gözardı etmeyin derim.

ps.3 Başlık şarkısı en ama en sevdiğim Travis eseri olan Closer'dan

6 yorum:

varol döken dedi ki...

40 gün 40 gece mi sürüyor bu travis konseri???

17 Ağustos'ta Beirut gelecek, uzun süredir bir konsere bu kadar gitmek istedim.

varol döken dedi ki...

bu arada yazıdan enerji fışkırıyor evet ama bu sefer de dozajı aşmışsın, aslan burcu işte:)

varol döken dedi ki...

fery ile kuşburnu grup mu kurdu turneye mi çıktı, bu blogun solisti ben miyim ya!?!

malumafatrus dedi ki...

Seninle müzikal anlamda ortak bir noktada buluşmak beni korkutuyor ama evet ben de doğum günümde beirut dinlemeyi planlıyorum sayın döken.

Abartılı haller nasıl olurmuş, DeliDuman bitince göreceksin sen. Blogun kadrolu tek yorumcusu olarak senden ricam, kitabı tez vakitte okuman ki, blog barışını ancak bu kitap ile sağlayabiliriz.

malumafatrus dedi ki...

Kusburnu artık bir anne olduğu, fery de kendi işinin patronu olduğundan bloğa pek uğramıyorlar. İpsiz sapsız olarak hayatımı sürdürdüğüm için ben yazmaya devam ediyorum da, sen ne zaman okumayı bırakacaksın onu merak ediyorum:))

varol döken dedi ki...

ben de anne olunca bırakacağım herhalde