20 Aralık 2012 Perşembe

"alnımda yazanlar mı, aklımda kalanlar mı?"


Evlilik şart peki ya düğün?

Son bir aydır 2013 baharında ve yazınd gerçekleşecek düğünleri takvimime not etmekle uğraşıyorum. Bu noktada “niye evleniyor bu kadar insan” sorumu yineleme inadımı yitirmiş, o kadar düğünde ne giyilecek, bu yoğunda tatil planları nasıl yapılacak, kaç adet takı alınacak gibi sorgu ve sualdeyim.

Akraba düğünlerinden kaçan bünyemin düğün vizyonu arkadaş çevrem sayesinde gelişiyor. Henüz kabullenme evresine giremediğimden olsa gerek, halen her düğün sonrasında da neden bu kadar çaba diye de sormadan edemiyorum.

Nihayetinde en şaşalısı da en sadesi de olsa düğün meftumu çok ciddi bir efor gerektiriyor. Paralelinde bir de müstakbel eşinizle birlikte yaşamak üzere bir ev kuruyorsunuz. Aile destekleri varolsa bile maddi ve manevi açıdan gerçek bir yük. Kaldı ki çoğu tanıdığım çiftin aileleri de farklı şehirlerde, bu da ikili düğünler veyahut envai organizasyonlar demek. Peki ama ne için, yarısını tanımadığınız insanları aynı ortamda eğlendirebilmek adına.

Gelin ve damat eğlenir ise, düğün de eğlenceli olurmuş diye bir teori var ki, bunu gelin ve damat içip gerginliklerini azaltır ise pekala eğlenebilirler olarak çevirmek mümkün. Ama ne olursa olsun hayatımın en mutlu gününde lafı herkes için koca bir yalan.

Eğlenmek şart değil aslında. Ama o kadar yorgunluğun ve emeğin sonunda herkesi memnun edememek de büyük bir zaman ve emek israfı bence. Evet düğün aileler için yapılıyor ama sizin de yanınızda olmasını istediğiniz arkadaşlarınız var. İşte o noktada dengeyi tutturan düğünü ben henüz görmüş değilim. Fotoğrafçısı, şekercisi, müzikçisi gelinliği damatlığı her şeyi ayrı bir sektörken, düğün yapmak demek ekonomiye can vermek demek de, o uğurda verilen canlar, kıyılan içler ne olacak acaba?

Şu zamana kadar gidip de pek eğlendiğim iki düğün oldu sanırım ama onun dışında bitse de gitsek ruhunu derinlerde hissetmişimdir.

Bir de fuhrerschein’in bir gözlemi var ki, katılmamak elde değil. Birçok kadın şeklen düğün konseptine girdiği vakit (tuvaletten bozma kıyafetler, bol spreyli saçlar), ruhen de giriyor ve bu ani değişim beni bazen epey şaşırtıyor. Anlayacağınız geleneksel ve modernlik arasındaki o hızlı geçişte bocalıyorum. Evlenen çiftlerin emeklerine üzülüyorum. Daha sade organizasyonlarla kıyılsa o nikah, boşa harcanan paralar daha güzel evler için, keyifli tatiller için harcansa gibi klişe önerileri itinayla sunuyorum.

İşte tam de bu sebepten, evlilik kurumu dirense de düğün organizasyonlarının konseptini yeni evleneceklerin yıkabileceğine inanıyorum.

İmza; sürüden hep ayrı gezmek isteyen kuzu ya da yaş haddiden artık koyun...

ps. başlık şarkısı Mor ve Ötesi'nin yeni albümü Güneşi Beklerken'den Oyunbozan

2 yorum:

Fery... dedi ki...

"Şu zamana kadar gidip de pek eğlendiğim iki düğün oldu sanırım"

hangi iki düğün bu çok merak ettim :)

malumafatrus dedi ki...

Biri bizim taraftan olan ilk düğün ... Hatta düğùn sahibesi bizim gruptaki birçok ilkin de sahibesi desem anlarsın:) diğeri ise bizim gruptan değil, eş'li kontenjandan katıldığım bir düğùn...